Nafaka Nedir? Nafaka Türleri Nelerdir?
- Boşanma davasından önce, boşanma davası esnasında veya boşanma davasının sona ermesinden sonra maddi olarak zorluğu düşen tarafa, diğer tarafça aylık olarak ödenmesi gereken para ‘’nafaka’’ olarak adlandırılmaktadır. Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca, nafaka türleri ;
- Tedbir Nafakası: Boşanma davası açılmadan önce veya açıldıktan sonra herhangi bir eşin veya ergin olmayan çocukların (18 yaşından küçük çocuklar) geçinmesini sağlamak üzere hükmedilen nafaka türüdür.
- İştirak Nafakası: Boşanma davası neticesinde çocuğun velayeti kendisinde olmayan eş aleyhine çocuğun giderlerine katılmasını sağlamak üzere hükmedilen nafakadır.
- Yoksulluk Nafakası: Evliliğin boşanma kararı ile bitmesi nedeniyle yoksulluğa düşecek eş lehine, diğer eş aleyhine hükmedilen nafakadır.
- Yardım Nafakası: Yardım nafakasının boşanma davası veya evlilik ile bir ilişkisi yoktur. Bir kimsenin, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan altsoy ve üstsoyu ile kardeşlerine ödediği nafaka çeşididir.
Nafaka davasına bakmaya 4787 sayılı kanun ile kurulan Aile Mahkemesi görevlidir.
Tedbir Nafakası
Tedbir nafakası; Boşanma veya ayrılık durumunda, eşlerin evlilik birliğinin ve müşterek çocukların giderlerine evlilik birliği sona erinceye dek katılmalarının sağlanması amacıyla hükmedilen nafaka türüdür. Tedbir nafakasına hükmedilebilmesi için kusur tespiti yapılmasına gerek yoktur. Tedbir nafakasının, halen daha sonlanmamış olan aile birliğinin, ailedeki bireyler kusurlu da olsa kusursuz da olsa devam ediyor olması ve aile kurumunun taraflarının birbirine, ne olursa olsun yardım eden/etmesi gereken bireylerden oluşan bir birim olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle boşanma davası açılmadan önce(TMK 197. madde yoluyla) veya boşanma davası açılmışsa, dava devam ettiği sürece(TMK 169. madde yoluyla) kusurlu olan taraf bile, örneğin eşini aldatmış olan kadın dahi tedbir nafakasına hak kazanabilmektedir. Türk Medeni Kanunumuzun 169. ve 197. maddelerinde düzenlenmiş olan tedbir nafakası, uygulamada çoğunlukla TMK 169. madde uygulaması ile boşanma davası ile birlikte talep edilmektedir.
a-) Tedbir Nafakası Talebi
Tedbir nafakası, hem boşanma davası süresince yoksulluğa düşecek olan eşin kendisi için hem de müşterek çocuk için talep edilebilir. Bu durumda mahkeme tarafından müşterek çocuklar için ve dava süresince yoksulluğa düşecek olan eş için tedbir nafakasına hükmedilir.
Yukarıda da değinmiş olduğumuz üzere, boşanma davasında tedbir nafakasına ilişkin olarak taraflar talepte bulunmamış olsa dahi, mahkeme tarafından tedbir nafakasına hükmedilmesine gereken bir durumun tespiti halinde resen(kendiliğinden) karar verilmesi gerekmektedir. Ancak tedbir nafakasına ihtiyaç duyan tarafın işi şansa bırakmaması ve ihtiyaç olgusunu gösteren delillerini de dosya muhteviyatına kazandırmak suretiyle tedbir nafakasına ilişkin olarak ayrıca talepte bulunması tavsiye edilmektedir. Boşanma ile birlikte talep edilen tedbir nafakası, aynı iştirak ve yoksulluk nafakası ve maddi ve manevi tazminat gibi boşanmanın ferisi niteliğinde olduğundan herhangi bir harca tabi değildir. Mahkemece hükmedilen tedbir nafakası, boşanma davası kesinleşene kadar devam eder. Boşanma davası kesinleştikten sonra tedbir nafakası, boşanma davası sonucunda verilen nihai kararla birlikte, kararın içeriğine göre ya tamamen kalkar ya da yoksulluk ve iştirak nafakası olarak devam eder. Ergin olmuş çocuklar için, eşlerden birinin diğer eşten nafaka istemesi söz konusu değildir. 18 yaşını geçmiş olan ergin çocuk, eğitimine devam ediyorsa, bizzat kendisi yardım nafakası talepli dava açabilir.
b-) Tedbir Nafakası Ne Kadar Süreyle Bağlanır
Boşanma davasından önce açılan tedbir nafakası davasında hakim yeni bir karar verene kadar tedbir nafakası devam eder. Nafaka bağlanmasına yönelik verilen karar, koşulların değişmesi durumunda ve eşlerden birinin açacağı uyarlama davası üzerine ancak hakim tarafından miktarı arttırılıp azaltılabilir ya da tedbir nafakası talep sebebi ortadan kalkmış ise tedbir nafakası tamamen kaldırılabilir.
Tedbir nafakasında değişiklik yapma talepli uyarlama davasında yetkili mahkeme ilk kararı veren Aile Mahkemesidir. Koşullar değiştiğinde hakim, eşlerden birinin istemi üzerine kararında gerekli değişikliği yapar veya sebebi sona ermişse alınan önlemi kaldırır (TMK m.200). Boşanma davasında hükmedilen tedbir nafakası, boşanma davasında verilen karar kesinleşene kadar devam eder. Boşanma davası süresince şartların değişmesi durumunda taraflardan birinin talebi ile hakim nafaka miktarında değişiklik yapabilir. Boşanma davası kesinleştikten sonra tedbir nafakası ya tamamen kalkar ya da yoksulluk ve iştirak nafakası şeklinde devam eder.
Uygulamada; mahkemeler tedbir nafakasına hükmedebilmek için tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmalarının sonucunu beklemektedir. Bu araştırma bazen 5-6 ayı bulabilmektedir. Bu durum maddi anlamda diğer tarafa göre zayıf olan tarafı mağdur etmektedir.
c-) Tedbir Nafakası Nasıl Hesaplanır?
Tedbir nafakasının miktarını hakim takdir edecektir. Ancak hakim bu takdir yetkisini kullanırken Medeni Kanunda belirtilen kriterleri dikkate almak zorundadır. Hakim eşlerin barınmasına, geçimine ve çocukların bakım ve korunmasına sağlayacak şekilde tedbir nafakasına hükmetmesi gerekir.
Tarafların iş hayatı, aldıkları ücret, sahip oldukları malvarlıkları, çocukların yaşı ve eğitim durumları, ortak konutun kirada olup olmaması, ortak konutu boşanma davası süresince kimin kullanacağı, yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım gibi ihtiyaçları nafaka borçlusunun mali gücü oranında hakim belli miktarda nafakaya hükmeder.
d-) Tedbir Nafakası Ödenmezse Ne Olur?
Tedbir Nafakasının ödenmemesi durumunda cebri icra ile tahsili yoluna gidilebilir. Tedbir nafakası geçici tedbir olup ilam hükmünde olmadığından ödenmemesi İcra İflas Kanunu m.344’te nafakaya ilişkin mahkeme kararlarını yerine getirmeme halinde, nafaka borçlusu aleyhine hükmedilen disiplin hapsi cezası söz konusu değildir. Özetle, tedbir nafakasının ödenmemesi halinde alacaklı sadece alacağı tahsil etmek amacıyla nafaka borçlusu aleyhine icra takibi yapabilecektir. Cezai anlamda bir sorumluluk gerektirmeyecektir.
İştirak Nafakası
İştirak nafakası, boşanma davası açılırken istenebileceği gibi, çocuğun 18 yaşını dolduruncaya kadar ayrıca açılacak dava ile istenebilir. Boşanma davası ile birlikte istenen nafaka, boşanma kararının kesinleşmesi ile başlamaktadır. Ayrı bir dava olarak nafaka talep edilmesi halinde nafaka dava tarihinden itibaren hesaplanır. İştirak nafakası çocuğun 18 yaşını doldurması ile sona ermektedir. Çocuğun evlenmesi ya da ergin kılınması durumunda da kendiliğinden sona erer. Nafaka borçlusu, hayatını kaybetmesi durumunda da kendiliğinden sona erer. Bu tür durumlarda ise ek bir dava açılmasına gerek yoktur.
İştirak nafakasının ödenmemesi durumunda ise icra yoluna başvurularak nafaka alacağı talep edilebilir. İcra iflas kanununa göre nafaka alacakları öncelikli bir sıraya sahiptir. Devam eden nafaka alacağı için kişinin emekli maaşına haciz konulması da mümkündür. Nafaka borcunun ödenmemesi durumunda şikayette bulunulması mümkündür. Bu şikayet sonrasında ise nafaka ödememe cezası olan 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilebilmektedir. Ancak borçlunun nafakayı ödemesi durumunda nafaka ödememe cezası tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkar.
a-) İştirak Nafakası Hesaplama
Nafaka hesaplama hakimin takdir edeceği bir husus iken hakim gerektiği takdirde bir bilirkişi görüşü de alabilmektedir. Hakim nafakaya hükmederken çeşitli kriterleri değerlendirmektedir. Bu kriterler hakime nafaka miktarı tayini konusunda yol göstermektedir. Şöyle ki hakim nafaka miktarına hükmederken;
- Eşlerin ekonomik durumu
- Kaç müşterek çocuk olduğu
- Eşin/çocukların yeme içme giyim masrafları
- Çocukların eğitim giderleri
- Eşin/çocukların varsa kira masrafları
- Faturalar
- Eşlerin meslekleri
- Eşlerin gelirleri
- Ulaşım giderleri
- Yakıt masrafları
- Sağlıksal giderler vb. birçok kalemi dikkate alınarak karar verilecektir.
Yukarıda sayılanlar genel itibariyle hakimin nafaka miktarını hesaplarken dikkate alacağı hususlardır. Tedbir nafakası hesaplaması, iştirak nafaka hesaplama, yoksulluk nafakası hesaplama ayrımlarına göre farklı kriterlerin göz önüne alınması mümkündür.
b-) İştirak Nafakası Arttırım Davası
Zaman içinde çocuğun ihtiyaçları ve nafaka ödeyen tarafın mali durumunda değişiklikler ortaya çıkabilir. Genellikle nafakaya Tefe ve Tüfe ortalaması öngörülür. Ancak etkisiz kalan nafaka miktarında bir güncelleme ihtiyacı ortaya çıkabilmektedir. İştirak nafakası artış oranı da burada önem kazanmaktadır. Nafakanın değişen koşullara uyarlanabilmesi mahkemeye yapılacak bir başvuruyla mümkün olacaktır. Yani kişinin nafaka arttırımı için dava açması gerekmektedir. Medeni Kanunun 331. maddesi uyarınca taraflardan birinin talep etmesi halinde hakim, nafakanın arttırılmasını ya da azaltılmasına karar verebilir. Bu dava çocuk reşit oluncaya kadar her zaman açılabilir. Nafaka davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerde bu davalar, asliye hukuk mahkemelerinde görülmektedir.
Yoksulluk Nafakası
Yoksulluk nafakası boşanma davasıyla birlikte istenebildiği gibi boşanma davasının kesinleşmesinin ardından da istenebilecektir. Ancak boşanma davasının kesinleşmesinin ardından yoksulluk nafakası istenecekse burada kanun koyucu 1 yıllık süre içerisinde davanın açılması gerekir.
TMK 175. Maddesi boşanma neticesinde yoksulluğa düşecek eş, diğer eşten daha fazla kusuru olmaması halinde yoksulluk nafakasını talep edileceğini düzenlemiştir. Kanun maddesinden de anlaşıldığı üzere yoksulluk nafakasını talep edebilmek için ilk şart boşanma yüzünden yoksulluğa düşmüş olmasıdır. Yargıtay, yoksulluk kavramını her somut olay için ayrı ayrı değerlendirmektedir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihatları neticesinde sağlık, yeme, barınma, giyinme, ulaşım, eğitim, kültür gibi kişinin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli harcamaları karşılayacak maddi geliri olmayanların yoksul olarak değerlendirilmesini öngörmektedir. Ayrıca Yargıtay, her somut olayın özelliğine göre farklılık göstermekle birlikte nafaka alacaklısının yaşlılık maaşı, asgari ücretle çalışmasıyla dul ve yetim gibi hallerde yoksulluğun ortadan kalkmayacağını savunmaktadır. Tarafların sosyal ve maddi durumları mevcut halde kişinin yoksulluğa düşüp düşmeyeceğini belirleyecektir. Hakim yoksulluk nafakasına re’sen karar veremez. Nafaka alacaklısının bunu mutlaka talep etmesi gerekir. Nafaka kişiye bağlı bir hak olduğundan önceden feragat edilmesinde ya da vazgeçilmesinde kesin hüküm oluşturmayacaktır. Ayrı bir davayla talep edilebilecektir. Boşanma davasında eş lehine manevi ve maddi tazminata hükmedilmişse burada yoksulluk nafakasına da hükmedilebilecektir. Yargıtay her iki kurumdaki hukuki niteliğin farklı olduğunu, hükmedilen tazminat miktarlarına bakılmaksızın şartların mevcut olması halinde yoksulluk nafakasının da hükmedilebileceğini kabul etmektedir.
Yoksulluk nafakası için bir diğer unsur ise eşlerin kusurudur. Tarafların eşit kusurlu olması veya karşı tarafın hiç kusurlu olmaması halinde bile hakim yoksulluk nafakasına hükmedebilecektir. Yoksulluk nafakasında karşı tarafın hiç kusurlu olmaması halinde bile hakim yoksulluk nafakasına hükmedilebilecektir. Yoksulluk nafakasında karşı tarafın kusurunda ziyade yoksulluk nafakasını talep eden tarafın kusuru değerlendirilmeye konu edilecektir. Yani yoksulluk nafakasını talep eden taraf diğer taraftan kusuru daha ağırsa nafaka talebi reddedilir.Talep eden tarafla karşı taraf aynı kusur derecesine sahip veya daha az kusurluysa lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilecektir. Yoksulluk nafakası süresiz olarak hükmedilen bir nafakadır. Ancak nafaka alacaklısı evlenmişse, evlenmeden fiili olarak beraber yaşıyorsa ve haysiyetsiz yaşam sürme hali söz konusuysa mahkeme kararı TMK 176. Maddesi uyarınca kaldırabilecektir. Yoksulluk nafakası talep edilebilmesi için evlilik birliğinin ne kadar sürdüğünün bir önemi yoktur.
Yardım Nafakası
TMK’nın 364. maddeleri uyarınca “Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri refah içinde bulunmalarına bağlıdır.” TMK’nın 366. maddesi uyarınca, korunmaya muhtaç kişilerin bakımı bununla yükümlü kurumlar tarafından sağlanır. Bu kurumlar yaptıkları masrafları nafaka yükümlüsü hısımlarından isteyebilir. Yasanın bu hükmü de gözetildiğinde, nafaka yükümlülüğünün yasanın emrettiği ve özellikle refah içerisinde olan altsoy (oğul) için kaçınılmaz bir yükümlülük olduğu görülmektedir.
Nafaka yükümlülüğünün ortadan kaldırılması ise TMK m. 365/3te düzenlenmiştir. Bu hükme göre, “nafakanın, yükümlülerin bir ya da birkaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa, hâkim, onların nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir.” O nedenle, kural olarak nafaka yükümlülüğünün kaldırılması için birden çok nafaka yükümlüsünden talep edilmesi ve yükümlülerden birinin nafaka yükümlülüğünü yerine getirmesi hafinde, diğerinden talep edilmesinin hakkaniyete aykırı bulunması gerekir. Bunun dışında nafaka yükümlülüğünün ortadan kaldırılmasını düzenleyen herhangi bir hüküm yer almamaktadır.Yardım nafakası, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı sosyal ödevdir ve kanun koyucu, kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiş, bu ödevin ortadan kaldırılmasını ise, TMK m. 365 ile sınırlamıştır. Yardım nafakası, zarurete düşen hısımın yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu yardım isteğidir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir.Uygulamada da aile bağlarının temelinden sarsılması halinde nafaka yükümlüğünün ortadan kalkacağı kabul edilmektedir.
